Suudi Arabistan
3/10/2009 · Kategori: Tatil-OtelSUUDİ ARABİSTAN
DEVLETİN ADI: Suudi Arabistan Krallığı
BAŞŞEHRİ: Riyad
YÜZÖLÇÜMÜ: 2.240.000 km2
NÜFUSU: 14.691.000
RESMİ DİLİ: Arapça
DİNİ: İslam
PARA BİRİMİ: Riyal
Arabistan Yarımadasında 16° 11' - 32° 09' kuzey enlemleri ve 34° 34' - 55° 41' doğu boylamları arasında yer alan bir ülke. Kuzeyden Kuveyt, Irak ve Ürdün, güneyden Yemen, Güney Yemen ve Umman, doğudan Birleşik Arab Emirliği ve Basra Körfezi ve batıdan Kızıldeniz ile çevrilidir.
Tarihi
Arabistan tarihi, ilk yaratılmış insan ve ilk peygamber hazret-i Âdem ile başlar (Bkz. Âdem Aleyhisselam). Arabistan toprakları üzerinde hazret-i Âdem'den sonra birçok peygamber geldi. Bunlardan hazret-i Nûh, insanlığın ikinci babasıdır. Araplar, hazret-i Nûh'un üç oğlundan biri olan Samdan türemişlerdir. (Bkz. Nûh Aleyhisselam). Bu yüzden ülke toprakları üzerinde ilk yaşayanlara Samiler adı verilir.
Samiler'den sonra gelenlere,Arab-ı aribe dendi. Himyer, Gassan ve Hire gibi bir takım devletler kuruldu. Eski Araplarla, yeni gelenlerin karışması netîcesi, Arab-ı müsta'ribe meydana geldi. İslamiyetten evvel, Araplar çeşitli kabîleler halinde yaşarlardı. Bunların en şereflisi Kureyş, bunun içerisinden de Haşimî kolu sayılıyordu. Hazret-i Muhammed, bu koldan gelmekteydi ve 610 yılında İslam dînini tebliğe başladı. 630 yılında Mekke fethedildi. (Bkz. Muhammed Aleyhisselam)
Hazret-i Muhammed 632 yılında vefat edince Dört Halîfe (632-661) devri başladı. Bahreyn, Irak, Suriye, Filistin, Mısır, Afrika, Kafkasya ve Horasan fethedildi. Dört Halîfe devrinden ve hazret-i Hasan'ın altı aylık hilafetinden sonra, devlet idaresi 662 yılında Emevîlere geçti. Sicistan, Afganistan, Semerkant, Erzurum, Kıbrıs, Girit, Sicilya, Buhara, Harzem, Hint toprakları Malatya ve Türkistan fethedildi. Sınırlar Atlas Okyanusu ve Fransa içlerinden Türkistan'a kadar uzandı. (Bkz. Emevîler)
Emevî Halîfeliğinden sonra, 750'de Abbasi Halîfeliği devri başladı. Fakat Abbasiler her geçen gün kuvvet ve îtibarını kaybediyordu. Çeşitli iç isyanların ve toprak kayıplarının yanında, Moğol felaketiyle 1258'de fetret devrine girildi. Üç senelik fetret devrinden sonra, Abbasilerin Mısır'daki halîfeliği 1517 yılına kadar devam etti. (Bkz. Abbasîler)
Arabistan Yarımadası, Sultan Birinci Selim Han (1512-1520) zamanında, Osmanlı hakimiyetine geçti. Sultan Selim Hanın 1517'deki Ridaniye Muharebesiyle Mısır'ı alıp, Memlûk Devletine son verdikten sonra, bu devletin nüfûzu altında bulunan Mekke ve Medîne havalisi de Osmanlı hakimiyetini tanıdı. O sırada Mekke emiri bulunan Şerîf Berekat bin Muhammed Hasanî, derhal henüz on iki yaşında bulunan oğlu Şerîf Ebû Nümey'i, elçilik heyetiyle Mısır'a göndererek Osmanlı padişahına tazimlerini arzla Mekke'nin anahtarlarını takdim etti. Şerîf Ebû Nümey, Osmanlı Padişahı Sultan Selim Han tarafından da kabul edildi. Şerîf Ebû Nümey'e hil'at giydirilerek, padişahın elini öptü. Şerîf Berekat'a Mekke emirliği menşuru yazılıp, oğluna verilen hediyelerle Mekke'ye gönderildi. Mısır hazînesinden Mekke emîrine maaş bağlandı. Ayrıca Şerîf Ebû Nümey ile beraber Mekke ve Medîne ahalisine dağıtılmak üzere, padişah tarafından 200.000 altınla bol miktarda zahîre gönderildi. Bunları Emir Muslihiddîn ile Mısır'dan iki kadı götürüp, mahallerinde dağıtmaya memur edildiler.
1517 yılından îtibaren Mekke ve Medîne'deki camilerdeki hutbelerde, Osmanlı padişahlarının adları zikredildi. Emir tayinleri de Osmanlı padişahlarınca yapılırdı. Mekke emîri olan şerif vefat eder veya azl yahut istifa ile makamı boşaldığı zaman, yerine tayin olunacak yeni emir, şerîflerin seçimleri Mekke kadısıyla Mısır, Şam ve Cidde valilerinin arz ve inhaları üzerine padişah tarafından tayin edilirdi. Emir tayini, dört yüz yıldan fazla bu usûlle yapıldı.
Osmanlılar bölgeyi imtiyazlı halde tuttular. Mübarek belde olması dolayısıyla ahalisine ziyadesiyle yardım edip, manevî ve sanat değeri yüksek pekçok eserler yaptırdılar. Arabistan ahalisi, Osmanlıların hakimiyetinde kaldıkları 1517-1918 yılları arasında bolluk içinde yaşayıp, ihtiyaçları ziyadesiyle karşılandı.
1737 yılında Abdülvehhab oğlu Muhammed'in yaymaya başladığı Vehhabîlik yolu, Arabistan'daki sükûneti bozdu. Bu yol siyasî bir hal de alınca; Osmanlı Devletine karşı bölgedeki Bedevîlerin desteğinde 1791'de isyan ettiler. Mekke Emîri Şerîf Galib Efendi ile harp ettiler. Sayısız Müslümanı öldürüp, kadınlarını, çocuklarını ve mallarını aldılar. Bunlar 1801'de Mekke'ye saldırdılar. Mekke Emîri Şerîf Galib Efendi, bunları şehre sokmadı. Mekke etrafındaki Arap kabileleri de Vehhabi oldu. 1803'te Taif'e girdiler. Taif'teki Müslümanlara işkence edip, kadınları ve çocukları acımasızca öldürdüler. Hac mevsiminde Mekke'ye de saldırdılar. Şehre giremediler. Şerîf Galib Efendi, Cidde'ye girince Sü'ûd bin Abdülaziz antlaşmayla şehre girdi, türbe ve mezarların hepsini yıktırdı. Suudîler, Şerîf Galib Efendiyi yakalamak için Cidde'ye gittiyse de Osmanlı askerinin mukavemetinden geri çekildiler. Mekke'de işkence, zulüm, soygun artınca, Şerîf Galib Efendi, Cidde'den şehre gelip Vehhabîleri kovdu. Yemen dağlarına kaçtılar. Kaçarken çok zulüm, soygun yaptılar. Şerîf Galib Efendinin tavsiyesiyle Benî Sakif Kabîlesi de Taif'teki Vehhabîleri şehirden kaçırttılar. Vehhabîler, Yemen dağlarındaki cahil, vahşi köylüleri toplayıp, kuvvetlerini arttırarak tekrar Mekke'yi kuşattılar. Şehir açlık sebebiyle teslim oldu. Yine şehirde çok zulüm ve tahribat yaptılar. Mübarek beldelerdeki zulüm ve tahribat, Mısır Valisi Mehmed Ali Paşanın 1812'de Cidde'ye gelmesi ve Mekke'ye asker göndermesine kadar devam etti.
Kavalalı Mehmed Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa, Vehhabîlerin merkezi Deriyye'yi 1818'de fethedip, Vehhabî Emiri Abdullah ibni Suud ile dört oğlu ve ileri gelenlerini esir alıp, İstanbul'a gönderince, bunlar îdam edildi. İngiltere bölgede fitne çıkarıp, Osmanlı Devleti içinde isyan başlatmak istediyse de 1857'de sulhla etkisiz hale getirildi. 1860 yılında bütün emirler devletin itaatı ve terbiyesi altına sokuldu.
1897'de Suudîlerin lideri olan Abdülaziz er-Reşîd, Vehhabiliği tekrar faal hale getirdi. Riyad, Kasîm, Büreyde şeyhleri, El-Mühenne köyünde bulunan Abdülaziz bin Suud bin Faysal ile anlaştılar. Abdülaziz bin Suud, 12.000 hecinli ile Kuveyt'ten Riyad'a geldi. 1902'de bir gece Riyad'a girdi. Abdülaziz ibnür-Reşîd'in Riyad Valisi Aclan'ı bir ziyafette öldürdü. Zulümden yılmış olan halk, bunu emir yaptı. Üç sene çeşitli muharebeler yapıldı. Abdülaziz ibnür-Reşid öldürüldü. 1915'te Osmanlılar işe karışarak, Abdülaziz bin Suud, Riyad kaymakamı olmak üzere sulh yapıldı. Sonra Reşidîler ile Suudîler arasında Kasîm'de harp olup, Abdülaziz bin Suud mağlup oldu. 1918'de Abdülaziz bin Suud, İngilizlerin teşviki ile bir beyanname yayınladı. Mekke'ye ve Taif'e saldırdı. Fakat, bu şehirleri Şerîf Hüseyin Paşadan alamadı. 1924'te İngilizler, MekkeEmiri Şerîf Hüseyin bin Ali Paşayı yakalayıp, Kıbrıs'a götürdü. İngilizlerin bu hareketinden sonra, Abdülaziz bin Suud, 1924'te Mekke'yi ve Taif'i rahatça ele geçirdi. Suudîler, İngilizlerin yardımıyla bölgede kontrolü sağlayınca, Osmanlı Devletinden sonra halifelik makamına sahip olmak istedilerse de başaramadılar.
İbn-i Suud, 1932 yılında Suudi Arabistan Krallığını kurdu. 1953 yılında ölümünden sonra, yerine oğlu Suud bin Abdülaziz geçti. 1964'te tahtan indirildi. Yerine kardeşi Faysal getirildi. 1977'de sarayında yeğeni tarafından öldürüldü. Yerine kardeşi Halid geçti. O da 1982'de ölünce kardeşi Fahd geçti.
Suudi Arabistan 1948, 1967 ve 1973 yıllarında vuku bulan Arap-İsrail harplerine katıldı. İngiltere, Fransa ve ABD'den milyarlarca dolarlık silah, malzeme, savaş uçakları, güdümlü mermiler alındı. 1990 ortalarında Kuveyt'in Irak tarafından işgal edilmesine karşı olan Suudi Arabistan, Irak'ı Kuveyt'ten çıkarmak için harekete geçen çok uluslu güce üs vazîfesi yaptı.
Fizikî Yapı
Arap Yarımadası, Önasya'da kuzeybatıdan, güneydoğuya doğru uzanmış düzgün olmayan dikdörtgen şeklinde bir yapıya sahiptir. Güney kısmı doğuya doğru genişlemekle bir çizme şeklini alır. Arap Yarımadası'nın yaklaşık 2.240.000 km2lik büyük bir bölümü Suudi Arabistan topraklarını meydana getirir. Genel olarak ülke toprakları kıyıları alçak yerlerden, sahile yakın yüksek dağlardan ve iç kısımları da yüksek ve geniş ovalardan ibarettir. Batı kıyıları Filistin sınırından, Yemen sınırına kadar Serat Sıra Dağlarıyla örtülüdür. Bu dağların en yüksek noktası yaklaşık olarak 3657 m yüksekliğindeki Razih Dağıdır. Hicaz'ın doğusunda Necid Çölü bulunur. Necid'in güneyinde Dehna veya Rubül Hali Çölü ve doğusunda Nüfud Çölü yer alır.
Serat Dağlarından doğan nehirler zayıf ve kısa olup, küçük çaylar halinde kalırlar. Çoğu Tehame kumlarında kurur. Başlıca büyük nehirleri Behre, Şecce, Kanûn, Aşer, Sem ve Bişe'dir. Bunlar ancak ani yağan yağmurlarla denize ulaşabilirler. Yarımadanın doğu taraflarında hemen hemen hiçbir nehir olmayıp, ancak bu geniş bölge Vadi adı verilen, nehir yatağı şeklinde olan, kuru derelere bölünmüş durumdadır. Bunların en büyüğü de, Hicaz bölgesinin güneyinde yer alan Asir bölgesinden doğan Vadi-i Remim olup, Fırat'a kadar uzandığı olmaktadır.
Ülkenin doğusunda yer alan El-Hassa bölgesi ve güney kesimleri yüksek yaylalıktır. Bu bölgenin ve Nüfud Çölü ile Yemame'nin bir kısmıysa dağlıktır.
Kızıldeniz kıyıları şap denilen kayalar, mercanlar ve adalarla örtülüdür. Basra kıyılarıysa alçak ve girintili çıkıntılıdır. Batı bölgesinde kıyılara yakın ova ve dağların bir kısmı katılaşmış lav kalıntıları(Harralar) ile kaplıdır. Kıyıdan 250 km kadar içerdeki Hicaz bölgesindeki vadiler, tepelerden kıyıdaki ovalara doğru uzanır. Bunların içinde en önemlisi Hama Vadisidir.
İklimi
Arabistan iklimi, toprağından dolayı genel olarak sıcak ise de, yüksek bölgelerde serindir. İklimin en müsait olduğu yerler Yemen'e yakın bölgelerle Necid Çölüdür. Dehna Çölü ve Tehame bölgelerinde şiddetli sıcaklar ve kuraklık mevcuttur. Tehame'de genellikle yağış olmaz ve ortalama sıcaklık 37°C civarındadır. Hiç yağmur almayan çöllerdeyse sıcaklık, gece 38°C, gündüz ise 43°C civarında seyreder. Hicaz ve güneyi mûtedil bir havaya sahiptir. Hatta Medîne-i münevvereye ve Taif'e kışın kar yağdığı dahi olur. Yıllık yağış ortalaması 160 ila 180 mm kadardır. Ancak yağmurlarla meydana gelmiş olan kısmî yeşillik, sıcak ve boğucu sam (semum) adlı çöl rüzgarlarıyla kuruyarak kül rengine döner.
Tabiî Kaynaklar
Arabistan topraklarının genel olarak, biricik tabiî kaynağı hurmadır. Hurmanın birçok çeşitleri yetişmektedir. Ülkenin Yemen ve Amman'a yakın bölgesiyle, Hicaz ve Necid bölgelerinde çok çeşitli bitkilerin yanında tıpta kullanılan sinameki, demirhindi, kat ağacı ve zamk-ı Arabî, gibi nadide bitki türleri de yetişir. Ülkede göze çarpacak ormanlar olmayıp, çoğu yerler çıplak ve taşlıktır. Meyve ağaçları dışında, seyrek olarak ardıç, yabanî yasemin ve yabanî zeytin ağaçları da mevcuttur. Yağmurların düştüğü dönemlerde meydana gelen yeşillik ve mer'alar, kısa sürede kurur. Sulak bölgelerde ve Tehame civarında bol, uzun ve çeşitli kamış türleri yetişir.
Suudi Arabistan toprakları, deve ve cins atların asıl vatanıdır. Dünyanın en güzel atları burada yetişir. Necid bölgesi at ve deve bakımından en zengin bölgedir.
Diğer bölgelerdeyse daha çok koyun, keçi, sığır ve eşek yetiştirilir. Vahşi hayvanlar içinde, en başta çöllerin kralı olan arslan gelir. Ayrıca kaplan, sırtlan, çakal, domuz, kurt, tilki ve maymun cinsleri yaşar. Ülkede çok sayıda çekirge sürüleri ve Hicaz taraflarında da ladug isminde zehirli bir cins örümcek mevcuttur.
Ülke toprakları, yeraltı kaynakları bakımından oldukça zengindir. Altın, simli kibrit, salz, bakır ve daha birçok çeşit maden çıkarılır. Mekke-i mükerreme civarlarında, kükürt damarları ve petrol yatakları mevcuttur. Kızıldeniz önemli bir tuz kaynağıdır. Basra kıyılarının ise incisi pek meşhurdur.
Nüfus ve Sosyal Hayat
Suudi Arabistan nüfûsu 14.691.000'dir. Yıllık nüfus artış oranı % 6 olup, nüfus yoğunluğu 5'tir. Nûh aleyhisselamdan sonra, Arabistan Yarımadasında yerleşenlere Arab-ı baide denir. Âd, Semud ve Amalika bunlardandır. Bunların hepsi Sam soyundandır. Yemen'dekilere ise Arab-ı aribe denir. İkisinin karışmasından Arab-ı müsta'rebe meydana geldi. Araplar, İslamiyetten sonra yabancılarla karıştı. Lisanları değişerek Arab-ı müsta'ceme ismini aldılar. Arabistan'da eskiden beri hasebe ve nesebe çok önem verilirdi. Bu yüzden birçok kabileler mevcuttur. Herbiri şeyhlikle idare edilir.
Arabistan kabilelerinin en kalabalık ve en güçlüsü Kureyş'tir. Kureyş, Resûlullah aleyhisselamın on birinci babası olan Fihr'in ismidir. Arab-ı müsta'rebe'den Benî Adnan ve bunlar arasında da Mudar veRebîa kabileleri meşhur oldu. BeniMudardan Kenane, Kureyş, Hevazin, Sakif, Temim ve Müzeyne kabileleri meydana geldi.
Kureyş kabilesi Mekke'de yerleşmekle ayrıca şeref kazandı. Kabile reisleri, mühim işlerde anlaşmak için, Mekke'de Dar-ün-nedve denilen yerde toplanıp meşveret ederlerdi. Kureyş kabilesi de, on kola ayrılmıştı. Zemzem dağıtma ve Kabe'yi tamir ve aaayin işi, bunların da en şereflisi Haşimîlere verilmişti.
Bugünkü Suudi Arabistan halkı ise, yabancılarla karışarak onlardan sonra gelenlerdir. Ülkenin şimdiki etnik yapısı eskiye nazaran çok değişmiştir. Hakîkî Araplar pek kalmamıştır. Çoğunluğu Suudiler, Mısırlılar ve Yemenliler teşkil etmektedir. Bundan başka Filistinli, Ürdünlü, Suriyeli, Pakistanlı, Hintli, Zenci ve bir miktar da Avrupa ve Amerika kıtalarından gelen insanlar yaşamaktadır. Nüfûsun % 70'ine yakın bir bölümü şehirlerde yaşamaktadır. Dil Arapçadır. Fakat bugünkü Arapça çok değişik bir şekildedir. Yani İslamiyyetin ilk yıllarındaki Kureyş Arabîsi hemen hemen kalmamıştır. Arapça, çeşitli Arap ülkelerinde farklı lehçeler halindedir.
Bugünkü Araplar, yaşayış bakımından iki kısımdır. Bir kısmı şehirli diğer kısmı göçebedir. Fakat son zamanlarda kurulan modern şehirlerde şehirli nüfusu çok daha fazla artmıştır. Suudi Arabistan'da Vehhabîlik yaygın olup, devlet desteğindedir. Halkın okuma-yazma oranı % 15 civarındadır. Medine, Cidde ve Riyad Üniversiteleri meşhurdur. Eğitim ve öğretim serbest ve ücretsizdir.
Ülkenin başşehri Riyad olup, geniş ve kalabalık bir şehirdir. Diğer önemli şehirleri Mekke,Medine, Cidde, Yenbo, Abha ve Anaiza'dır. Mekke-i mükerreme kıyıdan yaklaşık 64 km içeridedir. İslamın kıblesi, Allahü tealanın evi Kabe-i muazzama bu şehirdedir. Camilerin efdali Kabe-i muazzama, sonra bunun etrafındaki Mescid-i haramdır. Kabe-i şerîf, Âdem aleyhisselam tarafından yapılmış ve İbrahim aleyhisselam ve İsmail aleyhisselam zamanında tamir edilmiştir. Medîne-i münevvere ise kıyıdan yaklaşık 320 km içerde ve Mekke-i mükerremenin kuzeyindedir (Bkz. Mekke-i Mükerreme-Medîne-i Münevvere). Resûlullah efendimizin mübarek Kabr-i şerîfleri buradadır.
Her yıl milyonlarca Müslüman Kabe-i şerîfi ziyaret ederek Hacı olmakla şereflenmektedir.
Suudi Arabistan, petrolden büyük gelir sağlayarak çeşitli sosyal tesisleri açmış durumdadır. Sağlık işleri ücretsiz yürütülmektedir. Riyad Kral Faysal Tıp Merkezi, çok meşhur olmuştur. Ülkenin turizmi oldukça gelişmiş durumdadır.
Siyasî Hayat
Suudi Arabistan devleti, 1926 yılının Ocak ayında kurulup, 1932 yılında Birleşik Krallık olmuştur. İdarî sistemi monarşiktir. Bir Bakanlar Konseyi mevcuttur. Yasama, yürütme ve yargı selahiyetleri kralda toplanmıştır. İdarî olarak 14 bölgeye (il'e) ayrılmıştır. Krallık aileden veraset yoluyla veliahtlara geçmektedir.
Kuveyt ve Suudi Arabitan arasında yaklaşık 5836 km2lik bir tarafsız bölge mevcuttur. 1966'da idarî bakımdan paylaşılmıştır. Mevcut petrol yataklarından iki ülke de faydalanmaktadır. Irak ile olan sınırda ise 7000 km2lik bölge tarafsız olup, askersizdir. Meskûn mahal değildir. Suudi Arabistan Birleşmiş Milletler ve alt kuruluşları, OPEC ve Arap Birliği teşkilatlarına üyedir.
Ekonomi
Suudi Arabistan ekonomisi, 1932 yılında petrolün bulunmasıyla hızla gelişerek, dünya ekonomisine tesir edecek seviyeye gelmiştir. Petrol gelirleri ülke ekonomisinin can damarını teşkil etmektedir. Ülkenin en önemli endüstrisi petrol ve ürünleridir. Ortadoğu'nun en büyük petrol üreticisidir. Bu bakımdan dünyanın üçüncü ülkesidir. Petrole paralel olarak, petro kimya endüstrisi kurulmuştur. Petrolden başka tabiî gaz, altın, gümüş ve demir de çıkarılmaktadır.
Ekonomide ikinciliği tarım sahası alır. Ülkenin sadece % 2'si tarıma müsaittir. Nüfûsun % 28'ine yakın bir bölümü tarım alanında çalışmaktadır. Geri kalan nüfûsun iş sahaları ise % 44'ü diğer hizmetler, hükümet işleri ve ticarette, % 4'lük bir bölüm ise endüstridedir. Başlıca yetiştirilen tarım ürünleri hurma, buğday ve meyvedir. Tarım alanları, bağ ve bahçelerin % 85'ine yakın bir bölümü sun'î olarak sulanmaktadır. Deve, eşek ve koyun yetiştiriciliği gelişmiştir. Buna bağlı olarak hayvan derisi ve yün üretimi mevcuttur.
Suudi Arabistan'ın yıllık ekonomik büyüme hızı, % 9,8 civarındadır. Ticaretinin büyük bir bölümünü ABD ile yapar. Bundan başka Japonya, Birleşik Almanya, Fransa ve Ortadoğu ülkeleriyle ticarî münasebetleri gelişmiştir. İhracatı, ithalatının yaklaşık iki katıdır. İhracatının % 90'ından fazlasını petrol ve petrol ürünleri teşkil etmektedir. Bu bakımdan dünya birincisidir. Ayrıca hurma, deri ve yün diğer ihraç ürünleridir. Son zamanlarda AET ülkeleriyle olan ekonomik münasebetleri artmıştır.
Ülkede balıkçılık ve turizm çok önemli iki gelir kaynağıdır. Turizmden elde edilen gelirler oldukça yüksektir.
Ülkenin demiryolu ve karayolu ulaştırma şebekesi çok gelişmiştir. Son yıllarda havayolu ulaştırması da çok düzenli hale getirilmiştir. Sultan İkinci Abdülhamîd Hanın yaptırdığı meşhur Hamidiye Hicaz Demiryolu, Zerka'ya kadar işlemektedir. Abdülhamîd Han, bundan başka, Medîne-i münevvereye kadar telgraf hattı yaptırmıştı. Suudi Arabistan'ın başlıca limanları Yenbu, Cidde, Ras Tanura ve Dahran limanlarıdır
http://www.ismailkaplan.com/blogresim/Image/DSCN0925.jpg
http://www.lonelyplanet.com/blogs/travel_blog/uploaded_images/Saudi-Arabia-771239.jpg
http://www.malaysiasite.nl/images/arabia1.jpg
http://www.theebdgroup.com/image/EBDGroup/arabia.jpg
http://www.komikresimlerim.org/data/media/47/medine.jpg
TAG:Suudi Arabistan
Kalıcı Bağlantı
Yorum (0)
Yorum yaz!
0 yorum yazılmıştır