Evliyalarımız ABDULLAH BİN HUBEYK

11/10/2009 · Kategori: Din




ABDULLAH BİN HUBEYK

Evliyanın büyüklerinden. İsmi Abdullah bin Hubeyk bin Sabık, künyesi Ebû Muhammed, nisbesi el-Kûfî, el-Antakî'dir. Kûfe'de doğdu. Antakya'da yaşadı. Doğum ve vefat tarihleri bilinmemektedir.

Abdullah bin Hubeyk büyük alim Yûsuf Esbat'ın derslerinde yetişti. İlim ve feyz aldı. Tasavvufta evliyanın büyüklerinden Süfyan-ı Sevrî hazretlerinin yolunu takib etti. Zühd ve takvada üstün bir dereceye yükseldi. 'Bu ümmet içinde Yahya aleyhisselamın zühdüne sahib zat' diye meşhûr oldu.

Abdullah bin Hubeyk hazretleri amel ve ibadete büyük önem verir ibadetlerdeki ihlas üzerinde dururdu. Edeb, havf ve reca, ümidle istek, haramlardan sakınma, nefse düşmanlık, kalp temizliği; üzerinde durduğu diğer önemli hususlardır.

Horasan'dan Feth bin Şehraf isminde bir sevdiği geldi ve kendisinden nasîhat rica etti. Buyurdu ki:

'Ey Horasanlı! Dilinle yalan söyleme, gözünle harama bakma. Kalbinle müslüman kardeşine hased etme. Kin tutma ve iyi şeyler arzu et. Eğer böyle yapmazsan, sonunda bedbaht olursun.'

Allahü tealanın sonsuz ihsanına rağmen günah işlemekte ısrar edenleri; 'Sana iyilik edene bile kötülük ediyorsun. Kötülük edene nasıl iyilik edebilirsin.' diyerek, gafletten uyandırırdı.

Kendisine; 'Ne kadar ilim tahsil etmeliyiz?' diye soruldu. Cevap olarak; 'İyi ile kötüyü birbirinden ayıracak kadar olsun öğreniniz.' buyurdu.

Abdullah bin Hubeyk hazretleri tama', aç gözlülük etmekten, insanları sakındırır ve; 'Tamahkar, aç gözlü insan tama' zincirine bağlanmış ölüye benzer. Kalbteki tama' kalbi mühürler, mühürlü kalb ise ölüdür. Mü'min tamahkar olmaz. Nefsin şehvet ve arzularına uymaz.' buyururdu.

Ümid ve korku hakkında ise şöyle buyurdu: 'Korkunun en faydalısı günah işlemene engel olan, elden kaçırdığın fırsatlar için uzun uzun üzülmene sebeb olan ve geriye kalan ömür içinde seni devamlı olarak düşündüren korkudur. Ümidin en faydalısı ise amel etmeni kolaylaştırandır.

Ümid üçe ayrılır: 1) İyi amel yapıp kabul edilmesini umanın ümidi. 2) Kötü iş yapıp ve tövbe ederek affedilmesini umanın ümidi. 3) Devamlı günah işleyip de kendisini Allahü tealanın affedeceğini umanın ümidi. Bu ümid makbûl değildir.'

Amel ihlas ve sıdk hakkında buyurdu ki:

'Amelde ihlas amelden daha zordur. Kul kendisiyle Allahü teala arasındaki hususlarda tam olarak sıdk, doğruluk üzere bulununca Allahü teala onu gayb hazînelerine vakıf kılar.'

'Allahü teala kalbleri kendini anmak için yarattığı halde, insanlar onları şehvet, istek ve arzû ile doldurmuştur. Kalplerden şehvetin izini silecek şey yalnız Allahü tealanın korku ve sevgisidir.'

Abdullah bin Hubeyk hazretleri işlediği amele güvenenleri; 'İşlediğin fazîletli amele güvenerek azab olunmaktan korkmazsan helak olursun.' diye îkaz edip uyarırdı.

Kur'an-ı kerîmi ezberlemiş olanların isyan ve günaha düşmesine şaşar ve şöyle derdi:

Ehl-i Kur'an bir günah işleyeceği zaman göğsündeki Kur'an-ı kerîm lisan-ı hal ile ona şöyle seslenir: 'Allahü tealaya yemîn olsun ki sen beni bu iş için ezberlemedin!' O günahkar kişi eğer bu sesi duyabilecek olsa Allahü tealadan haya ederek düşer can verirdi.

Abdullah bin Hubeyk hazretleri en büyük ilahî cezanın dua ve ibadetin lezzetinin kalbten alınması olduğuna inanırdı. Boş şeylerle uğraşmanın, lüzumsuz şeylere kulak vermenin kalpteki ibadet ve taattan zevk alma duygusunu söndürdüğüne inanır, kendisini sevenleri gönül uyanıklığına teşvik ederdi.

Buyurdular ki:

'Kim, Allahü tealanın rızası için nefsini ayıplarsa, Allahü teala onu gazabından korur.'

'Kötü ve yanlış sözleri çok dinlemek, taatın, ibadetin tadını kalbden siler.'

'Yarın sana zarar verecek şeyler için keder ve gam içinde bulun. Âhiret saadetini harab eden şeyler için üzül. Yarın sana fayda vermeyecek şey için sevinme!'

'En faydalı korku, insanı, günahlardan ve kötülüklerden alıkoyanıdır. İnsana, boşuna geçen ömrü için üzülmek yaraşır. Kalan ömrünü de iyi kıymetlendirmesi lazımdır.'

'Kalbime uygun gelmeyen, içime rahatlık vermeyen bir şeyi terk ederim.'

Biri nasîhat istediğinde rivayet ettiği hadis-i şeriflerle cevab verirdi.

'Kişinin malayanîyi (boş ve faydasız şeyleri) terk etmesi, onun müslümanlığının güzelliğindendir.'

Yine buyurdu ki:

Ebû Hüreyre radıyallahü anh rivayet etti. Birisi Resûlullah efendimize sallallahü aleyhi ve sellem gelerek: 'Ya Resûlallah! Dünyalık elde etmek gayesi ile gazaya giden kimse için ne buyurursunuz?' diye sordu. Resûlullah efendimiz; 'Onun için ecir (sevap) yoktur.' buyurdular. Ebû Hüreyre bu durumu Eshab-ı kiram arasında anlatınca onlar; 'Belki sen bunu Resûlullah efendimizden iyi anlamadın.' dediler. Bunun üzerine Ebû Hüreyre hazretleri tekrar Resûlullah efendimizin yanına döndü ve bu husûsu sordu. Resûlullah efendimiz üç kerre; 'Onun için ecir yoktur.' buyurdular.

Enes bin Malik'den rivayet etti. Birisi Resûlullah efendimize geldi; 'Ya Resûlallah! Kıyamet ne zaman?' diye sordu. Resûlullah efendimiz; 'Kıyamet koptu (farz et). Onun için ne hazırladın?' diye sordu. O zat; 'Fazla bir şey hazırlamadım. Fakat ben, Allah ve Resûlünü seviyorum.' dedi. Bunun üzerine Peygamber efendimiz; 'Senin için tahmîn ettiğin vardır. Sen sevdiğin ile berabersin.' buyurdu.

İYİ İNSAN KİMDİR?

Abdullah bin Hubeyk'e; 'İyi insanları nasıl ayırd edebiliriz?' dediler. Cevaben buyurdu ki:

'İyi insanların güzel adetlerinden birisi, Allahü tealayı gece gündüz anmalarıdır. O'nu anma zikir kalb ve dille olur. Ancak kalbin zikri daha üstündür.' Sonra;

'Kalblerinizi, Allahü tealayı anmakla diriltiniz. Onun korkusuyla doldurunuz. O'nun sevgisiyle nurlandırınız. O'na kavuşma arzusuyla sevinçlendiriniz ve biliniz ki; O'na olan sevginiz derecesinde yükselir, niyetlerinizin doğruluğu ile, nefsinizi kahreder, şehvetlerinizi yenip amellerinizi temiz kılabilirsiniz.' buyurdu.

Bilhassa helal lokma yemeğe çok dikkat ederdi. Buyurdu ki:

'Beş şey vardır, kalp katılaştığı zaman onun ilacı olur: Birincisi, salih kimselerle görüşmek ve onların meclisinde bulunmak. İkincisi, Kur'an-ı kerîmin manasını düşünerek okumak. Üçüncüsü, karnını doyurmayıp, helaldan az bir şey yemekle yetinmek. Zîra helal yemek kalbi aydınlatır. Dördüncüsü, Allahü tealanın kafir ve günahkar için hazırladığı acı azabı ve tehdidini düşünmek. Beşincisi, kendisini Allahü tealaya kulluk vazifesini yapmakta aciz ve noksan görmek, bununla beraber Allahü tealanın lütuf ve ihsanını düşünmektir. Bu tefekkür olup, bundan haya meydana gelir. Tefekkürden bir kısmı da şunlardır: Allahü tealanın seni, her şeyinle, içini dışını bildiğini her an O'nun seni gördüğünü düşünmek, dünya hayatını, dünya hayatının meşgûliyetlerinin çokluğunu, dünya hayatının çok çabuk geçtiğini, ahiretin ve nîmetlerin devamlı olduğunu akıldan çıkarmamak, işte tefekkür dünyaya düşkün olmayıp, ahirete rağbet etmek gibi meyveler verir. Ölümün geleceğini, fırsatı kaçırdıktan sonra pişmanlık olacağını düşünmek. Böyle tefekkürün meyvesi; uzun emel sahibi olmamak, amellerini düzeltmek, ahirete hazırlık yapmaktır.'
TAG:Evliyalarımız ABDULLAH BİN HUBEYK

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »